3 Mart 2019 Pazar

Published Mart 03, 2019 by with 4 comments

KARS


KARS


Gezme açısından, kolay bir şehir dedik ve başladık . Biz, üç bölge için gezi planı yaptık. Ani Antik kenti, buz tutmuş Çıldır Gölü ve Kars’ın merkezini gezmek.
    Ani Antik Kentine ve Çıldır Gölünü Gezmek için 4 seçenek var.



Birincisi; Doğu Ekspresinden inince , otele gitmek için bindiğiniz taksi, size Ani harabeleri ve Çıldır  Gölüne aynı gün içinde götürme teklifi yapıyor. Bir veya beş kişide olsanız da 300 tl’ye götürür-getiririm teklifinde bulundu.



İkinci ; Kars’ta bazı yerel tur şirketleri, aynı gün de Ani harabeleri ve Çıldır Gölü kişi başı 60 tl ye götürüp—getiriyorlar.
Üçüncüsü ise ; Ani Antik Kenti için İl Özel İdaresinin bir minibüsü, saat  11.00 de özel idarenin önünden kalkıyor.45-50 km yolu 20 tl’ye(gidiş-dönüş) götürüyor ve saat 14.30 kadar bekleyip geri getiriyor.



    Çıldır Gölü içinde Belediyenin minibüsü 10.oo da Belediye binasının önünden kalkıyor. 20tl’ye 45-50 km yolu götürüyor ve saat 14.30 kadar bekleyip geri getiriyor.



Dördüncü-Araba kiralamak ama buzlu yollarda araba kullanma tecrübeniz yoksa araba kiralamanızı tavsiye etmem. Kaldığımız süre içinde hiçbir aracın buzda kaydığına şahit olmadık. Neden kaymadıklarını sorduk,kar lastiklerini her sene yenileniyormuş ve bir de tecrübe dediler. Kar yağdı diye okullarda tatil olmuyormuş, trafikte yoktu.



     
  Kars merkezi, kalesi ve civarı yürüyüş mesafesinde, yalnız Fethiye cami ‘den müze için minibüse bindik.




Birinci günü; Sabah7.30’da kaldığımız polis evinden yöresel lezzetleri denemek için kahvaltı yapmadan çıktık. İlk defa gördüğümüz şehrin sokaklarında kaybolmak , geniş caddelerinde
Balkan mimarisi ile yapılmış taş evlerin aralarından geçmek, enteresan olan ise sokaklarda insan kalabalığı olmaması . Sessiz ve sakin bir şehir ve de çok farklı…




   Saat 9.00da kahvaltı yapmak için yerimizi bulduk, müthiş bir yerdi.ismi yanlış hatırlamıyorsam Kamer'di. ..tek kişilik kahvaltı aldık ve iki kişi bitiremedik , hepsi de yöresel çeşitlerdi. Ketesi, pişisi, balı, eski ve yeni kaşarları, reçeli,otlu peyniri, tereyağ da değişik baharatlarla pişirilmiş omlet, yöresel tatlısı, sınırsız çayı....İkramlar hiç bitmedi.Tavsiye ederim.
   Tavsiyem olur uğramadan geçmeyin…



    Ani Antik kentine gitmek için İl Özel İdare'nin önünde bekleyen minibüse bindik . Saat tam 11.00de  kalktı ve 40 dakikada bizi Antik Kent'in gişelerinin önünde bıraktı.14.30 geri dönüş
saatine gecikmeyin dedi.



     Saat 15.30 gibi Kars merkeze gelince aç ve yorgunduk , ne yesek ne yapsak derken karşımıza Kosor cağ kebapçısı çıktı ve hemen içeri girdik. Menü istedik , kibarca menü yok dedi sadece cağ kebabı varmış.Tek çeşit dolması ikrammış. Lütfen uğrayın derim,müthişti..



   Karnımız doyunca enerjimiz geldi Kars kalesi ve civarını gezdik. Hava erken kararıyor. Akşam saati hala tokuz ama gözümüz aç, eski Rus yapımı taş binalardan birine girdik ve yine yedik yedik…İsmi Puşkin Cafeydi.Tatlıları tatmaya değer. Otele  giderken hava kararmıştı fakat sokak ışıklarının aydınlatması ile sokaklar çok daha güzel görüntü veriyordu. Sanki başka bir ülkedeydik.



         2. gün
İkinci gün , sabahın erken saatlerinde gene sokaklarda gezindik, artık sokakları tanıyorduk,küçük şehrin güzelliği.Belediye önünden kalkan minibüse  adres sormadan gittik. Minibüs tam 11.00 de kalktı



Kars ovasının kar altında olan manzarası ile yol aldık. Çıldır Gölü, Ardahan sınırları içerisinde 40 dakika kadar sürdü. Çıldır Gölü kenarında Atalay’ın yeri, Günay’ın yeri ve Kütük Ev vardı. Biz Kütük Ev’e gittik.


 Çıldır Gölü’nün meşhur sarı balığını yedik. Biraz kılçıklıydı ama denenebilir.



Kütük ev ise bir dinlenme tesisi şeklinde.



 Üst katları otel, alt katı ise restorant. Gerçekten buranın konumu, manzarası çok güzel ancak fiyatı bize biraz pahalı geldi (günlük 300 tl ).




Çıldır Gölü, 2.5 metre buz tutmuştu, manzara gerçekten farklı bir güzellikte  . Benim hissettiğim ; Dünyanın çok üstündeyiz ve aşağıya olta sarkıtıyoruz ve sadece orası var başka bir yer yok.  



Sonsuzluk gibi geldi bana.



       Yürüdük, koştuk, zıpladık, atların çektiği kızağa bindik-bir tur kişi başı 15 tl-, üşüyene kadar buz üzerinden ayrılmadık.ve burada kışın şubat ayında kış oyunları festivali oluyormuş.Çıldır gölü üstünde araba yarışları,güreşler,cirit oyunları,at yarışları gibi farklı etkinlikler yapılıyormuş.Kaçırdığımıza üzüldük.Bir daha ki sefere diyelim ve oradaki kızak çalışanlarına sorduğumuz zaman buzun araba yarışında dahi hiç kırılmadığını öğrendik ve gerçekten şaşırdık. 




Tabii gene dönüş geldi. Kars merkezden biraz uzak olan Fethiye Cami'ne bizi belediye şoförü bıraktı, Rusların kilise olarak yaptığı binayı camiye çevrilmiş hali diğer örneklerinden çok daha dikkat çekici . Yürüyerek müzeye gidelim dedik, yollarımı karıştırdık bilemiyorum uzak geldi. Müzenin , giriş katında arkeolojik buluntuları üst kata ise yöresel yaşam içinde kullanılan giysiler ve aletler vardı. Müzeden çıkınca  tekrardan kalenin etrafını ,özellikle de iki Taş köprü ve Kafkas Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesini görmek istedik. Kar yağışının başlaması ile kale, taş köprü, havariler kilisesi , taş evler, Osmanlı evleri, sokaklar, ışıklar ile biz büyülendik.



     Hiçbir acelemiz yokmuş gibi  ağaçların,yerlerin beyaza boyandığı sokaklarda ,yürüdük alışverişimizi koşturmadan keyifli keyifli yaptık. Saat 20.00’de Hanımeli Kaz Evin'de yer ayırtmıştık.
Gecikmeli gittik , sorun yokmuş. Bulgur pilavı üstü kaz eti sipariş verdim, kızım hengel (etsiz mantı) denemek istedi. İkimizde bitiremedik, porsiyonları ile 2-3 kişi daha doyardı. Ellerine sağlık.




     Asıl saat 21.30 ‘da Aşıklar Atışması başladı. Sazları ve sözleri ile Kars’ın kültürel zenginliklerini anlattılar. 2 saatin nasıl geçtiğini anlamadık. Genelde turlardan kalabalık geldikleri için randevusuz almıyorlar. Bizim dikkatimizi iki kaz evi dikkatimizi çekti. Birincisi Kars kalesi karşısında ki “ Kars Kaz Evi “diğeri çağ kebapçının yanındaki” Hanımeli Kaz Evi”. Biz ikincisini tercih ettik



sahibi hanım gibi  restoran da doğal , samimi  geldi. Biz keyif aldık . Tercih sizin
  Ertesi gün sabah sekizde Doğu Ekspresine bindiğimizde , Kars’ı bu kadar geç keşfettiğimiz e üzüldüm ve her mevsimde ayrı güzellikler bulunacağına inandığım şehre tekrar gelmek dileğimizle ayrıldık.




                 KARS İSMİ VE SERHAT ŞEHRİNİN VE GEZDİĞİMİZ YERLERİN 
                                   TARİHİ GEÇMİŞİNE GÖZ ATALIM                       

KARS İSMİ NEREDEN GELMEKTE


M.Ö.130-127 tarihleri arasında Kafkas Dağları’nın kuzeyinden Dağıstan’dan gelerek bölgeye yerleşen Bulgar Türkleri’nin “Velentur” boyunun “karsak oymağından” gelmektedir.




Kars isminin en önemli özelliği, Türkiye’deki en eski Türkçe ismini taşıyan  il olmasıdır.
Kars isminin anlamını ise;
Kaşgarlı Mahmud (M.S.1008-1105), Divanü Lügat-it Türk adlı eserinde kars adını “deve tüyünden ya da koyun tüyünden yapılan elbise” olarak açıklamıştır.
Fahrettin Kırzioğlu ise, Gürcüce “kari” (kapı) kelimesinden ve kapı şehri tabirinden geldiğini söylemektedir.





 KARS’IN TARİHİ


       Kars'ı araştırırken  tarihi gerçekten beni çok zorladı ve şaşırttı , sınır şehri olmak kolay değilmiş.




Savaşlar, akınlar, fetihler, değişik kültürde ki uygarlıklar ve farklı dinler, guruplaşmalar ,kavgalar
bitip tükenmemiş yüzyıllardır. Belkide en sakin dönemi Cumhuriyetten sonra kendini yeni yeni toparladı .Dünya'ya ve Türkiye'ye neler yaşadığını gördüğünü,acılarını ,mutluluklarını, kültürel zenginliklerini anlatmaya başladı. Gidilip görülmesi ve anlatılması gereken şehirlerimizden biri.




Bölgenin bilinen ilk yerleşenleri,
         M.Ö.5000-4000 yıllarında Doğu Anadolu ve Azerbeycan’a yerleşen HURRİLER dir.
M.Ö.9 -6 yüzyıllar arasında dönemin önemli uygarlıklarından biri olan URARTULARA ev sahipliği yapmıştır. Urartu krallığı , Van Gölü ve çevresi merkez olmakla birlikte
Çıldır, kuzeydoğuda Gökçe Gölü çevresi, Doğuda İran içleri, Güneydoğuda Urmiye Gölü, güneyde Şanlıurfa, Batıda da Fırat Irmağı ile sınırlıydı.
Urartu Krallığı, İskitler ve Kimmer’ler akınları sonucu M.Ö.665 yılında bölgeden çekilmek zorunda kalmışlardır.



     İskitlerin egemenliği ise M.Ö.145 yılına kadar sürdürebilmişler. Partlar, İskit egemenliğine son vererek Karsak Beyliğini kurmuşlardır.
Partlar ve bunlara bağlı olan Ermeni derebeylikleri zaman zaman bölgeye hakim oldular.M.Ö.1.yüzyılda Pontos Krallığı’nı yıkan Romalılar , bölgeye M.S.2 yüzyılda egemen olmuşlardır.



         M.S. 395 yılında Roma İmparatorluğu ikiye bölününce bütün Anadolu gibi bölge Bizans’ın toprakları oldu. Bu dan sonra bölge , Bizans ile Sasaniler arasında sık sık el değiştirdi
Ve buradaki derebeyleri bazen İran bazen de Bizans’a tabi oldu. M.S.7.yüzyılda İslam orduları bu bölgeyi fethedince , Ermeni derebeyleri Abbasi halifelerine tabi oldular.İslamiyet,Kars ve civarında yayıldı.10.yüzyılda Kars’a 50 km uzaklıkta Ani şehrini başşehri yapan Ermeni derebeyleri 1044 yılında Bizanslılar tarafından bölgeden çıkarıldılar. Yirmi senelik Bizans
Hakimiyetinden sonra 1064 yılında Selçuklu Türkleri tarafından fetih edilerek Türk  Şaddatlı beyliğinin emrine verilmiştir. Kars, Anadolu’nun Türkler tarafından fethedilen ilk parçası oldu.




 Bu fetih 1071 Malazgrit savaşından yedi sene önce olmuştur. Alparslan ve oğlu Melikşah döneminden sonra yeniden karışıklıklar başlamıştır. Melikşah’ın oğulları arasında çıkan taht kavgaları sonucunda düzensizlikler baş göstermiş. 1200 yılında Kars ve Ani’yi Gürcü Atabeylerin hakimiyeti görülür.




1239’da Moğollar tarından tahrip ve istila edilir. Moğollar Anadolu’dan çekilince 1406’da Karakoyunluların 1467’de Akkoyunluların ve 1543’te Kanuni Sultan Süleyman Kars’ı Osmanlı egemenliği altına almıştır.
      Sıcak denizlere açılmak isteyen Ruslar ilk olarak 1807’de Kars’a saldırdı , Osmanlı ordusu , Rusları yenerek, Tiflis’e çekilmelerini sağladı. Daha sonra ise  1821-1828’de Kars topraklarına akınlar yaparak 15 Temmuz 1828’de önce şehri, daha sonra iç kaleyi işgal etti. 1829’da imzalanan Edirne Antlaşması ile Ruslar geri çekilmek zorunda kaldılar.



   Rusların, Kars’a olan aşırı ilgileri yüzünden 1853-1856 yılları arasında tekrar savaşları başlattılar. 16 Haziran 1855 tarihinde (Kırım savaşı), Rus orduları , Kars şehrini kuşatınca,
 Müşir Mehmet Vasıf Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu 135 süren Rus kuşatmasına  karşı,  Kars halkı ile birlikte kahramanca bir savunma yaparak 29 Eylül 1855 günü Kars zaferi kazanılmıştır. Ruslar, 1856’da Paris Antlaşması ile bu bölgede 5 ay kaldıktan sonra geri çekildiler.
        Sultan Abdülmecid’in fermanı ile 3 yıl süreyle vergiden muaf tutularak Kars Şehrine GAZİ ünvanı verilmiştir.



           ***Naif Efendi tarafından madalya resimleri, Mr. Robtson tarafından madalya kalıbının hazırlandığı altın, gümüş ve bakırdan “KARS ZAFER MADALYALARI” yaptırılmıştır.
    Kars zafer madalyalarının bir yüzüne Kars Kalesi diğer yüzüne ise Sultan Abdülmecid Tuğrası bulunmaktadır.



     

                Madalyalar; 7 dirhem ağırlığında, 3.6 cm çapında altın, 29.7 gram gümüş ve 7 dirhem ağırlığında bakırdan 23.000 adet yaptırılarak 1856 yılında Kars zaferi kazanan
 Askerlere ve şehit asker ailelerine dağıtılmıştır.






       Günümüzde İstanbul Arkeoloji Müzesinde , altın , gümüş ve bakırdan yapılmış “KARS ZAFER MADALYALARI” bulunmaktadır.


    1877-1878 ( 93 harbi) ; Müşir Gazi Muhtar Paşa, sayıca üstün olan Rusya kuvvetlerini üç meydan muharebesinde yendi. Bunun üzerine Rus ordu komutanını Rus Çarı azletti. Müşir Gazi  

Paşa dördüncü bir savaşa girmedi. Stratejik sebeplerden dolayı Erzurum’a geri çekti. Kars, 18 kasım 1877’de üçüncü kez işgal edilmiş oldu.




  Savaş sonrası imzalanan 3 mart 1878 tarihli Ayastefanos Antlaşması’nın19.maddesi gereğince Osmanlı devleti Rusya’ya
Bir milyar dört yüz on milyon ruble savaş tazminatı ödemek zorunda kalıyordu. Ancak aynı madde Osmanlı devletinin mali güçlüklerini dikkate alarak bu tazminatın bir milyar
 Yüz milyon rublelik kısmı yerine Kars, Ardahan, Batum ve Bayezid’i Rusya’ya vermesini kabul ediyordu. Geriye kalan 310 milyon rublenin 300 milyonu Rus hükümetine



10 milyonu ise Osmanlı devletindeki Rus tebaasından savaştan zarar görenlere ödenecekti. Çarlık yönetiminde 40 yıl kalan Kars, Ardahan, Artvin nihayet
          1917’de Rusya’da yaşanan Ekim Devrimi’nin ardından kurulan Bolşevik hükümetinin savaştan çekilmesi sonucunda imzalanan  3 Mart 1918 tarihli Brest-Litovsk Antlaşması ile
Rusya, Kafkasya’da 1877 öncesi sınırlarına çekilmeyi kabul etti. Böylece Osmanlı devleti Birinci Dünya Savaşı’nda her yerde toprak kaybederken , Kafkasya sınırında  Kars ve Ardahan’ı



geri almış oldu. Iğdır da daha sonra Taşnak Partisi yönetimindeki Ermenistan ile yaşanan savaşın ardından geri alındı. Fakat, 6 ay sonra Mondros Anlaşması gereği ordunun çekilmesi ile
 Kars tekrardan zor durumda kalmıştır. Çözüm olarak, 5 kasım 1918’de Milli İslam Şurası adı ile demokratik bir yerli hükümet kurdular. Bu hükümet 18 Ocak 1919’da 131 temsilcinin katılımıyla gerçekleştirilen



“Büyük Kongre” ile “ Cenub-i Garbi Kafkas Hükümeti” adını aldı. 30 Ekim 1920 yılında 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa Kars’ı Ermenilerden geri aldı.
     20 Kasım’da Ermeniler ile yapılan ateşkesin ardından 22 Kasım 1920’de Gümrü’de başlayan barış görüşmeleri 2 Aralık’ta sonuçlandı ve Ermenistan Hükümeti ile T.B.M.M
Hükümeti arasında barış antlaşması imzalandı. Bu antlaşma ile Kars Sancağı’nın bütünü Türk topraklarına kaldı.



   

          16 mart 1921’de Sovyet Hükümetiyle imzalanan Moskova Antlaşması ile Kars ve Artvin’in  çözüm olarak, 5 kasım 1918’de Milli İslam Şurası adı ile demokratik bir yerli hükümet kurdular. Bu hükümet 18 Ocak 1919’da 131 temsilcinin katılımıyla gerçekleştirilen


“Büyük Kongre” ile “ Cenub-i Garbi Kafkas Hükümeti” adını aldı. 30 Ekim 1920 yılında 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa Kars’ı Ermenilerden geri aldı.

     20 Kasım’da Ermeniler ile yapılan ateşkesin ardından 22 Kasım 1920’de Gümrü’de başlayan barış görüşmeleri 2 Aralık’ta sonuçlandı ve Ermenistan Hükümeti ile T.B.M.M

Hükümeti arasında barış antlaşması imzalandı. Bu antlaşma ile Kars Sancağı’nın bütünü Türk topraklarına kaldı.

   


          16 mart 1921’de Sovyet Hükümetiyle imzalanan Moskova Antlaşması ile Kars ve Artvin’in Sovyet  Rusya ile sınırları belirlendi .  





     Kars’ın tarihini araştırırken, yüzyıllardır yapılan savaşlar, akınlar, isyanlar, her seferinde yağmalamalar. Serhat şehri olmak çok zor yaşam koşullarına sahip olmak demek olduğunu anladım.  




       Kars merkez

1877-1888 Osmanlı—Rus savaşı sonunda Kars 40 yıl Rus işgalinde kalınca. Ruslar ,şehirde yeni imar çalışması başlatmışlardır. Ruslar, karsı askeri vilayet olarak ilan etmişler.



1890 ‘lı yıllarda Hollanda’dan getirdikleri mühendislere yeni okullar , askeri binalar, kiliseler, evler, lojmanlar, av köşkü  gibi binalar yapmışlardır.
      Günümüze kadar gelen 175 tane bina koruma altına alınmıştır. Büyük çoğunluğu şahısların mülkiyetinde konut olarak kullanılmakta , diğer kalan kısım ise belediye binaları


kaymakamlık, valilik binaları olarak kullanılmakta. Şehir planı birbirine dik kesen ızgara planlı caddelerden oluşmuştur. Baltık mimari tarzda düzgün kesme bazalt taşından tek katlı, iki katlı,
Nadir olarak üç katlı binalar yapmışlardır. Bu binaların giriş cepheleri yalancı sütunlar, bordür kabartma taşlar ile süslenmiş olup iç mekanları genelde uzunca bir koridor etrafına



İç içe açılan oda ve salonlardan oluşmuştur. Binanın iç mekanında şömine biçiminde peç adı verilen ısıtma sistemidir. 




KARS MERKEZDE OSMANLI KONAĞI OLAN
GAZİ AHMET MUHTAR PAŞA KONAĞI 





Ortakapı Mahallesinde yer alan konak 19.yy'ın ilk çeyreğinde inşa edişmiş
Osmanlı dönemi yapılarındandır.Konak 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı sırasında 
Kars'a gelen Doğu Cephesi Komutanı Gazi Ahmet Muhtar Paşa 1877-1878
yıllarında 1 yıl süreyle karargah binası olarak kullanılmıştır. Konak 
özgün Osmanlı Mimari yapısıyla şehirdeki önemli sivil mimarlık örneklerinden
birisi olup özellikle konağın birinci katındaki ahşap süslemeli balkon
dönemin mimari özelliklerini yansıtmaktadır.



Konak günümüzde Kars Valiliği tarafından restore edilerek Gazi Ahmet Paşa
Sergi Salonu olarak hizmet vermektedir. (Ortakapı Mahallesinde)

RUS’LAR TARAFINDAN BALTIK MİMARİ TARZINDA YAPILAN ÖNEMLİ BİNALAR

MALİYE MİSAFİRHANESİ
1895 tarihinde iki katlı ve dikdörtgen planlı olarak inşa edilen binanın ikinci katının batı cephesi ahşap süslemeler olarak yapılmış, bu özelliği ile şehirdeki
 Baltık dönemi mimarisinin en önemli yapılarından biridir. Cumhuriyetin ilanından sonra uzun süre Kars adliyesi olarak kullanılan bina 1987 yılında
İç mekandaki orijinal peç (ısıtma sistemi) korunarak restore edilmiş ve halen misafirhane olarak kullanılmaktadır. 


DEFTERDARLIK BİNASI
Kars’ın Baltık mimari tarzında yapılmış binalarından. Üç katlı binanın dış cephesindeki kartuş süsleme dikkat çekicidir. Cumhuriyetin ilanından sonra Kars Valiliği binası olarak kullanılmış 1980 yılından beri Defterdarlık binası olarak kullanılmaktadır.    ( Ortakapı Mahallesi )

GÜZEL SANATLAR FAKÜLTESİ 




Dış cephesi andezit taşından yapılan ve dışarıya bakan cephelerinde kartuş süslemeleri bulunan binanın kuzeye bakan cephesindeki ahşap balkonu
Da orijinal halinde korunmuştur. 1880 tarihinde inşa edilen iki katlı bina kışlık konak olarak kullanılmış. Cumhuriyetin ilanından sonra ziraat bankası olarak kullanılmış daha sonra uzun bir süre öğretmen evi olarak kullanılmış. Günümüzde Güzel Sanatlar Fakülte Binası olarak kullanılıyor.  ( Yusufpaşa Mahallesinde-kalenin arka tarafı-)

GÜMRÜK MÜDÜRLÜĞÜ BİNASI


İki katlı ve dikdörtgen planlı bina Kars tren istasyonundaki gar binalarından birisidir. Cumhuriyet ilanından sonra Kars Gümrük binası olarak kullanılmış. 2001
Yılında restorasyonu yapılarak kent Konseyi Binası olarak hizmet veren bina ,2014 yılında tekrar  Gümrük Müdürlüğü olarak kullanılmaya başlamıştır.
( Cumhuriyet Mahallesinde)

SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ BİNASI

1907 yılında yapılan bina 3 katlı olup, giriş cephesi olan doğu cephe duvardaki yalancı sütunlar ve kartuş süslemeleri dikkat çekicidir. Cumhuriyetin ilanından sonra Kars devlet hastanesi olarak kullanılmış, 1980 yılında restore edilerek Sağlık Müdürlüğü olarak kullanılmaya başlanmıştır.   ( Ortakapı Mahallesinde)

VALİ KONAĞI

1883 tarihinde tek katlı olarak ‘L’ planlıdır. Doğu yönündeki binanın giriş cephe duvarı yalancı sütun ve rölyef süslemelidir. 1921 Kars Antlaşmasının imzalandığı
 Konak Cumhuriyetinin ilanından sonra Vali konağı olarak kullanılmaktadır.   (Ortakapı Mahallesinde)

EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ BİNASI 


Cumhuriyetin ilanından sonra Kars Ortaokulu ve Kars Lisesi olan bina, 1981’den bu yana restore edilerek İl Emniyet Müdürlüğü binası olarak kullanılıyor.
( Ortakapı Mahallesinde)

BUTİK OTEL





Merkez Yusuf Paşa mahallesinde bulunan iki katlı düzgün kesme bazalt taşından bordür süslemeli olarak yapılmıştır. Bina 2001 yılında restore edildikten sonra dış süslemeleri de etkileyici olan bu bina turistik amaçlı otel olarak hizmete vermektedir. (Yusufpaşa mahallesinde)


TİCARET VE SANAYİİ ODASI BİNASI 




Tek katlı ve düzgün kesme bazalt taşından kışlık konak olarak inşa edilen  Baltık mimari tarzındaki bina Cumhuriyetin ilanından sonra Sanayi ve Ticaret
Odası olarak kullanılmaktadır. ATATÜRK’ÜN 6 Ekim 1924 tarihinde Kars iline gelişinde ziyaret ettiği binalardan olması açısından da önemlidir.  (Yusufpaşa Mahallesinde)

HEKİM EVİ (CHELTİKOV OTEL)  




Baltık mimari tarzda yapılan Hekim Evi binasının dış cephesi Barok mimari tarzında yalancı sütunlar, rölyefler ve kartuşlarla süslenmiştir. İki katlı kagir bina Kars’ın ilk Konservatuvar  binası olarak bilinmektedir. Cumhuriyetin ilanından sonra Kars Doğum evi olarak kullanılan bina daha sonra zirai donatım binası , son olarak da Hekim evi olarak kullanılmış. Günümüzde ise Çheltikov otel hizmet vermemektedir.    (Yusufpaşa mahallesinde)


SERKA




Baltık mimari tarzında yapılan iki katlı binanın kuzey ve batı cephe duvarları bordür ve yalancı sütunlarla süslenmiştir. Bina Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren Kars ordu evi olarak kullanılmış 1990 yılında Milli Eğitim Bakanlığına devredilmiştir. Günümüzde ise Serhat Kalkınma Ajansı (SERKA) hizmet binası olarak vermeye devam etmektedir.  (Ortakapı Mahallesinde)

BELEDİYE BİNASI

Baltık mimarisi tarzında tek katlı olarak yapılan bina Kars ilinin ilk kız Lise binasıdır. Binanın cephe duvarlarında Barok sanatının süsleme unsurları bulunmaktadır. Cumhuriyetin ilanından sonra Kars Belediyesi binası olarak hizmet vermektedir.      (ortakapı mahalesinde)

ESKİ ANADOLU LİSESİ BİNASI

Kars şehrinde Baltık mimari tarzı Kilise olarak yapılmış, dış cephe mimari tarzı şehirdeki diğer baltık mimari tarzından farklı olarak dörtgen, beşgen ve altıgen şekilli bazalt taşından yapılarak süsleme elemanları ile özgün bir yapıdır. Cumhuriyetin ilk yıllarından 1960 yıların sonuna kadar ziraat bankası olarak hizmet vermiş. 1980 yılına kadar boş kalmış restore edilerek Anadolu Lisesi olarak kullanılmıştır. 2006 yılından sonra ise İl Özel İdaresine devredilmiş şuan İl Genel Meclisi olarak kullanılmaktadır.    (Cumhuriyet Mahallesinde)

TUNCER GÜLENSOY EVİ

1897 tarihinde inşa edilen binanın iç ve dış mimarisinin orijinal özellikleri korunarak restore edildikten sonra kışlık konak olarak kullanılan bina Cumhuriyetin ilanından sonra Ticaret Borsa binası olarak hizmet vermiş daha sonra şahıs mülkiyetine geçmiştir. Binanın batısındaki giriş cephesinin Barok süsleme tarzı
 İle birlikte arka bahçedeki büyük ahşap balkon Baltık mimari örneklerinden en önemlisini teşkil etmektedir.  
  ( Yusufpaşa Mahallesinde)



                                                                                   KARS KALESİ


 Kale’ye çıkmak için dik bir yokuş çıkmak gerekiyor, kalenin arka tarafından taksi veya özel araçlar kalenin içine kadar çıkıyorlar ve manzara doyumsuz. Denenmeli.



M.S.1153 yılında Selçuklulara bağlı Saltuklu Sultanı Melik İzzeddi’nin emri ile Veziri Akay Tarafından yaptırılmıştır. Kenti çevreleyen dış kale surları da 12. yy’da inşa edilmeye başlanmış
1386 tarihinde 1386 tarihinde Timur tarafından yıkılan kale 1579 yılında Osmanlı Padişahı lll.Murat’ın fermanı ile Kars’a gelen Lala Paşa tarafından kale ve dış cephe
Surları yeniden yaptırılmıştır. 1616 ve 1636 yıllarında onarım görmüştür. Merkez kale dışında surlar 27.000 metre uzunluğunda olup, 220 burçtan meydana gelmiştir.



   1877-1878 yılında Rus savaşından sonra Orijinal özelliğini yitirmiştir. Rus’lar bir süre hapishane olarak kullanmıştır. Kalenin üç kapısı bulunmaktadır.
1.       Sukapısı veya Çeribaşı kapısı (batıda)
2.       Kağızman kapısı  (ortakapı)
3.       Behram kapısı



Kars kalesi içinde 12.yy’dan kalma Celal Baba Türbesi, Askeri Koğuşlar, Cephanelik ve mescit yer almaktadır.
( Kaleiçi Mahallesinde)


  EVLİYA CAMİİ (EBU’L HASAN HARAKANİ)


Kars kalesinin eteklerinde olan Evliya camii ve Türbe, kale'ye çıkarken ve inerken uğranacak güzargahta.
   Evliya cami 1579’ da  Lala Mustafa Paşa tarafından Ebu’l- Hasan Harakani  adına yaptırılmıştır.. 1628  yıkılmış daha sonra tekrardan yapılmıştır. Minaresi 1579 yılından beri yıkılmadan kalmıştır. Cami tekrardan yapılırken minarenin yerine de kalmış. Diğer camilerden farklı olarak minare caminin avlusundan yükselmektedir..
      Türbe camiden önce yapılmıştır.



     Evliya Cami külliyesi içerisindeki türbe, şehit olduğu 1033 yılından 31 yıl sonra Kars’ın Alpaslan tarafından fethedilmesi sırasında yapılmıştır. Türbenin etrafında 21 adet
Mezar daha bulunmaktadır. Bu mezarlardan birisi 1767 yılında Kars Beylerbeyi Kethüda Mehmet Paşa’ya ait Kars’taki tek kavuklu mezardır.
M.S.963-1033 yılları arasında yaşayan evliyanın asıl adı Ali Bin Ahmed Caferidir. Bugünkü İran’ın Horasan bölgesinde Bistam kasabasına bağlı Harakan köyünde doğmuştur.
Ebu’l Hasan Harakani tasavvufun temel taşlarından birisi olup, İslam coğrafyasında ve tasavvuf dünyasında da üstün bir yere sahiptir.
       Ebu’l Hasan Harakani’nin bilgisi, ilmi ve maneviyatı Yusuf Hemedani’den  Ahmet Yesevi’ye, Şemsi Tebrizi’den Mevlana ve Yunus Emre’ye kadar yüzlerce velinin
Kalbine değmiştir.
Mesnevi’sinde geniş veren Mevlana Celaleddin-i Rumi onun için “Din’in Şeyh-i” ifadesini kullanarak “Bizim söylediklerimiz Ebu’l Hasan Harakani’den aldıklarımızdan
Başka bir şey değildir” demiştir.
( Kaleiçi Mahallesinde)

    HAVARİLER KİLİSESİ ----KÜMBET CAMİİ

   Evliya camii gibi Kalenin eteklerinde bulunan kümbet cami , değişik mimarisi ile dikkat çeker.



   M.S.932-937 tarihleri arasında Bagrat’lı Kral Abbas  döneminde Ermeni-Gürcü  Kilisesi olarak inşa edilmiştir. Aynı zamanda 12 Havariye izafen yaptırılmış bir kilisedir.
Düzgün kesme bazalt taşından yonca planlı ve sivri kubbeli olarak inşa ettirilen Kilisenin  Kubbe kasnağını oluşturan dış cephe duvarlarında 12 havariyi simgeleyen insan
Rölyefleri vardır. Kilise 1064 tarihinde Selçukluların Kars’ı fethetmelerinden sonra camiye çevrilmiş ancak 1878 tarihinde şehrin 40 yıllık Rus işgali altında kaldığı süre içerisinde
Kiliseye çevrilmiş. 1944 yılında tekrardan Kümbet cami adi ile ibadete açılmıştır.
( Kaleiçi Mahallesinde)

YUSUF PAŞA CAMİİ


Yusufpaşa Mahallesinde bulunan camii 1579 tarihinde lll.Murad tarafından yaptırılmıştır. 17. Yüzyılda Kars Beylerbeyi Seyit Yusuf Paşa tarafından  kendi adına 1664 yılında yaptırılmış olup
Gri ve beyaz bazalt taştan inşa ettirilmiştir.Caminin giriş kapısındaki Osmanlıca kitabe de günümüze kadar ulaşmıştır. İbadete açıktır.
(yusufpaşa Mahallesinde)

   TAŞ KÖPRÜ—l


Kars kalesinden inerken sağ tarafta kalıyor, taş köprüden geçin ve sola dönün ve Güzel Sanatlar Fakültesine doğru ilerleyin . İki taş köprü arasındaki Katherina cafe ve fakülte inanılmaz güzellikte ve bir de kar yağıyorsa. Kesinlikle gidilmeli .
Kars çayının dere içi mahallesine akan kısmında kale içi Mahallesi ile Sukapı mahallesini ayıran dar boğaz üzerinde M.S.1579 yılında Osmanlı padişahı lll.Murat’ın emri ile LalamPaşa tarafından yaptırılmıştır. Üç tonoz kemerli olarak yaptırılan köprünün tamamı düzgün bazalt taşından yapılmış olup daha sonra bir kısmı yıkılan köprüyü Karahanoğlu Hacı Ebübekir 1725 yılında yeniden yaptırmıştır. Günümüzde kullanılmaktadır.
( Kaleiçi Mahallesinde)

TAŞ KÖPRÜ__ll
İki Taş köprü arası 500 metre kadar.
Kars çayı üzerinde 19. Yüzyılda yapılan köprü kesme bazalt taştan 3 gözlü olarak inşa edilmiştir. Günümüzde kullanılmaktadır.
(Sukapı Mahallesinde)

FETHİYE CAMİİ




1877-1878 Osmanlı -Rus savaşında sonra Rus’lar Kazak askerleri için yaptırılan kilise Alexandır Nevisky Kilisesi olarak bilinmektedir.



Cumhuriyetinin ilanından sonra uzun bir süre spor salonu olarak kullanılan kilise binası 1985 yılında Kars Müftülüğü tarafından iki yanına , taş kaide üzerinde ,
Yuvarlak gövdeli taştan ve iki şerefeli birer minare yapıp cami olarak ibadete açmıştır.  




 (Cumhuriyet Mahallesi)

HAMAMLAR

Kaleiçi Mahallesi ve Sukapı Mahallesinin kesiştiği yerde Kars Çayının doğu yanında 18.yy da iki kubbeli, dikdörtgen planlı ve düzgün kesme bazalt taştan yapılan Mazlumağa hamamı, 17.yy sonundaki iki kubbeli, dikdörtgen planlı yapılan Topçuoğlu hamamı Kars’ın önemli hamamıdır. Kars çayının batısında ise İlbeyioğlu hamamı Osmanlı mimari tekniğinde yapılmıştır. Topçuoğlu hamamı sergi salonu olarak kullanılmaktadır.



( Kaleiçi Mahallesinde)


BEYLERBEYİ SARAYI

Kars Kalesinin eteğinde Lala Mustafa Paşa tarafından yaptırılan 1579 yılında yaptırılan Saray iki katlı olup tamamı düzgün bazalt taşından yapılmıştır.
Saray 1878 yılına kadar Sancak Konağı olarak kullanılmış, 1918 yılına kadar Hükümet konağı olarak kullanılmış, 1918 yılında terk edilmiştir. Günümüzde
Harabe halindedir.
( Kaleiçi Mahallesinde)


                                                 ANİ ANTİK KENTi                                            
Kars iline 42 km uzaklıkta 78 hektar büyüklüğündeki alan üzerine kurulmuş olan Ani Antik kenti 4.5 km, uzunluğundaki dış cephe surları, sur içerisinde bulunan cami, kilise, hamam, saray,
Kervansaray, köprü v.b yapılardan oluşmaktadır.
    Giriş ücretli (10tl) ve tanıtım yapan levhalar yetersiz. Araştırıp giderseniz daha bilinçli ve keyifli olur.

TARİHİ



İlk gördüğümüzde , dağların ,tepelerin arasında, in cinin top oynadığı yerde en yakın merkeze çok uzak dedik ama çağlar boyunca paylaşılamamış ve uğrunda savaşlar yapılmış. 




 Ani’ye yerleşen uygarlıkların hemen hemen kalıcı olmak için han , hamam, cami, kilise, kale v.b yapmışlar. Nedir bu kenti bu kadar değerli kılan diye 
düşünürken.?

Nedeni belli imiş biz bilmiyormuşuz.
   Birincisi güvenlik; Ani’nin güneydoğusundan geçen Arapçay ve Vadisi, kuzeybatısındaki Alacasu ve Vadisi ile doğal olarak korunan bir platoda yer alıyor.



İkincisi ; Şehrin su ihtiyacını, debisi yüksek olan Arapçay’ın dan karşılanması .
Üçüncü ise ;   İpek yolunun, Anadolu’ya ilk giriş yolu üzerinde olması Antik Kenti aynı zamanda ticaret merkezi yapmıştır.
   Korunaklı , Sulak bir arazi ve ticaret merkezi ,yanılan bizleriz .   Daha ne olsun.


  Türkiye-Ermenistan sınırını ayıran Arapçay nehrinin volkanik bir tüf tabakası üzerine kurulmuş bir ortaçağ şehridir.. Arapçay ve Alacasu Vadilerine hakim yüksek bir kayalık üzerinede
Kurulan kentin en yüksek kesiminde ilk kez Urartuların yerleştiği iç kale bulunuyor.



   Tarih öncesi dönemde antik kentteki yerleşim bostanlar deresi olarak bilinen vadideki volkanik oluşumlu mağaralardan oluşmuştur. Bugünkü antik kenti oluşturan iç kale M.S.4.yy’da
Kars şehrine ismini veren Karsaklılar tarafından yaptırılmıştır.
 “ Anı bir dünya ama dünya bir Anı değil” denilmiş vakti zamanında. Anı’nın onurlandırılmasının nedeni ise yüzyıllar boyunca değişik ulus ve dinleri bünyesinde toplamasından gelen çok kültürlülüğü.



Bagratlı krallığı zamanında  884-1045 yılları arasında kent en parlak dönemini yaşadı. 961 yılında 3.Aşot döneminde Bagratlı Krallığının yönetim merkezi oldu.      Bagratlı Krallar ll.Smbat ve l.Gagik döneminde şehir surları onarılıp geliştiriliyor, bir çok kilise inşa ediliyor. Bagratlı Krallarla Anı altın çağını yaşarken “Kırk kapılı ve bin bir kiliseli şehir”



Olarak anılmaya başlıyor. Zamanla taht kavgaları başlıyor ve başa geçen lll. Hovhannes Smbat şehri Bizans’a satıyor.1035 yılın da  şehir halkı dan gizli olarak yapılan “satış” tepki veren halk
Öldürüldüğü bir savaştan sonra şehir bir süre daha bağımsız kalıyor.
       Sultan Alparslan tarafından 1064 yılında 25 günlük kuşatmadan sonra fethedilen Anı , Anadolu’da Türklerin ilk ele geçirdiği şehir unvanı alıyor. Alpaslan şehir yönetimini



Bir Türk boyu olan Şeddadilere veriyor. Şehir Malazgirt Savaşı’ndan yedi yıl önce ele geçirildiği için, hazırlık safhası ve geri karakol olma özelliği ile Malazgirt Zaferine büyük katkı sağlıyor.
      Moğollar tarafından 1239 yılında istila edilen yakılıp yıkılan Anı’ya 1319 yılında ise büyük bir depremden sonra yaşanmaz hale geldi deniyor.
Anı bütün bu yer üstü tarihinin yanında yer altında da yaşam alanlarının olduğu söyleniyor. Resimli Kilisenin güneydoğusundaki anakayanın  altında bulunuyor. 100 m2 bir çok odadan
meydana gelen bu “yer altı şehri” hem saklanma ve kiler olarak kullanılırmış.


        ANİ ANTİK KENTİN SURLARI


Bagratlı kralı Aşot tarafından M.S.964 yılında yaptırılmaya başlanmış daha sonra Kral lll.Sembat 978 yılında 2.takviye sur sistemini yaptırmış 1064 yılında Selçuklu döneminde 



Ani Beyi olan Ebu’l Menucehr 1064-1072 arasında 3.sur sistemini yaptırmıştır. 4.5 km uzunluğu ve 5 metre yüksekliğindeki surlar devetüyü ve siyah renkli tüf taşından yer yer iki ve üç sıra halinde Horasan Harcı ile yapılmıştır. Kurulduğu arazi üzerine uyumu sağlamak amacıyla üçgenimsi bir şekilde inşa edilen surların yedi giriş kapısı mevcut olup bu kapıların en önemlileri 



Aslanlı kapı, Kars kapısı, Sarnıçlı Kapılarıdır. Aslanlı Kapı kentin ana kapısı durumundadır. Surların dış cephelerinde haç motifleri, aslan ve yılan kabartmalı rölyefler, çini süslemeleri mevcuttur. Aslanlı Kapı’nın bulunduğu surların Doğu yanındaki burç üzerinde Selçuklu Sultanı Alparslan’ın kenti 1064 yılında fethetmesini belgeleyen dört satırlık Kufi İslami Kitabe
Mevcuttur. Kitabede ki yazı.


                                                                          “Bismillahirrahmanim                      
                                                                        Ebul Şuca Manuçeher Han        
                                                                         Bu burçları baki kalsın        
                                                                           Diye bina eyledi”                   

BÜYÜK KATEDRAL  (FETHİYE CAMİİ)

    Meryem Ana Kilisesi de denmektedir. Temelleri Bagratlı Kralı ll.Sembat tarafından M.S.990 yılında atılmış bitirmeden ölünce kiliseyi eşi kraliçe Katranide 1010 yılında tamamlamıştır.



Kilisenin mimari İstanbul Ayasofya Kilisesi’nin İkinci kez inşa eden mimar Tiridat’dır.
    Kilisenin planı haç şeklinde olup yarı daire şeklindeki apsis , kilisenin diğer kısımlarından yüksek ve heykel oyukları ile süslenmiştir. Apsisteki bu süsleme biçimi 11.yy.kilise mimarisinin örneklerindendir. Bazilikal haç planlı üç giriş kapısı mevcuttur. Batıdaki halk kapısı, kuzeydeki patrik kapısı, güneydeki kral kapısıdır. Kilise kemerli dar ve yüksek pencereler ile aydınlatılmıştır.



        1064 yılında Selçuklu Sultanı Alparslan’ın Ani’yi fetih etmesinden sonra camiye çevrilmiş ve ilk fetih namazı kılınmıştır. Bu sebeple Fethiye camide denilmektedir.


       AZİZ PRKİTCH (KEÇEL) KİLİSE


Aziz prkitch (Kutsal kurtarıcı) Kilisesi, M.S.1036 yılında yapılmış olup zemini daire planlıdır. Kral lll. Yıllarında Simbat tarafından yaptırılan kilise. Mimarisi kubbeli ve iki kısımdan oluşmaktadır.




Kilise 1291 ve 1342 Gürcü Atabekler tarafından onarım görmüştür. 1930 yılında yıldırım düşmesi sonucu kilisenin yarısı yıkılmıştır.

    GAGİK KİLİSESİ

M.S.10 yy’da Kral Gagik Tarafından yaptırılmıştır. Günümüzde temel duvarlarından bir kısmı kalmıştır.

   ABUGHAMRENTS (POLADOĞLU) KİLİSESİ




Bostanlar deresinin surlara yakın plato üzerinde kurulan kilise M.S.980 yılında prens Pahlavuni tarafından yaptırılmış. Silindirik bir yapıya sahip olan kilise sekizgen kubbeli temeli derin



Yüzeyi ayıran birbirine geçmiş ince sütunların desteklediği 6 kenar sütun üzerinde durmaktadır. Bir kapısı bulunan kilisenin apsisinin bulunmayışından bir aile mezarlığı anısına



Anıt mezar olarak kullanıldığı düşünülür. Kilisenin güney cephe duvarında oyma tekniği ile yapılmış bir güneş saati dikkat çekicidir.
     Sonraki dönemlerde Selçuklu mimarisinede örnek olmuştur.

TİGRAN HONENTS (RESİMLİ ) KİLİSESİ




 1215 yılında Anı’li bir tüccar olan Tigran Honenst tarafından inşa ettirilmiştir. Haç planı ile yapılan kilisenin zemin katının iç mekanı dört büyük sütunla kubbeye bağlanmıştır.



Yarım daire şeklindeki apsis sağ ve solda günah çıkarma odaları ile çevrilmiştir. Bu kilisenin önemi özellikle iç mekandaki fresklerle dikkat çeker.
   Ayrıca Hz.İsa’nın doğumundan ölümüne kadar geçen olayları sembolize eden freskler mevcuttur.




Ermenileri Hıristiyanlığı getiren Aziz Gregory / Krikor Lusavoriç’in hayatından sahneler sunan zengin freskler vardır.



  
   GENÇ KIZLAR KİLİSESİ

Arapçay Nehri Vadisinin batı yanında bulunan kilise antik kente ulaşan kervan yolunun başlangıç noktasına inşa edilmiştir. Mimari yapısı ve süslemeleri dikkate alındığında
13.yy’ın özelliklerini taşıyan kilise silindirik bir yapıya sahip olup üzerindeki kubbe çadır görünümündedir. Kilisenin etrafı sur duvarları ile çevrili olup kervan yoluna bir galeri


İle bağlanmıştır. Üzeri kemer tonozlu olan galerinin önemli bir kısmı yıkılmıştır.

      RAHİBELER MANASTIRI



Türkiye-Ermenistan sınırının en uç noktasında Arapçay Nehrinin aktığı derin vadi üzerindeki sarp kayalıklar üzerine kurulan bu kilisenin yapım tarihi M.Ö.10.yy da yapıldığı tahmin edilmektedir. Bazilika plana sahip olan manastır özel bir ibadet yeri olduğu sanılmaktadır.




EBU’L MANUÇEHR CAMİİ


     1072 Yılında Ebu’l Menucehr Bey tarafından yaptırılan camii Sivas Divriği Ulu camiden daha önce yapıldığı için Anadolu’daki ilk Türk cami olma özelliğini taşımaktadır.



     Cami iki katlı ve dikdörtgen planlı olup dört odadan oluşmaktadır. Caminin bu kısmı medrese olarak kullanılmış medrese üzerindeki birinci kat ise fil ayağı sütun kemerler ile birbirine bağlanarak iç mekanda geniş kubbeyi taşımaktadır. Kemerler arasında kalan yıldız motifli süslemeler özellikle dikkat çekicidir. Camiye bitişik olarak yapılan 99 basamaklı taş minarede
Günümüze kadar ayakta kalmıştır. Caminin tamamı düzgün kesme tüf taşından yapılmıştır.

       SELÇUKLU KERVANSARAYI


12.yüzyılda kentin merkezine yapılmış, Selçuklu mimarisini yansıtmaktadır.

    SELÇUKLU SARAYI



1064 yılında Ebu’l Menuçehr Bey tarafından yaptırılmış olduğu varsayılıyor. Orjinali üç katlı olan binanın üçüncü katı ahşap olduğundan yıkılmış, günümüze zemin katla bodrum katı
Ulaşmıştır. Sarayın girişini oluşturan portakal kapı Selçuklu mimarisinin en güzel taş işçiliğini sergileyen taş motiflerden oluşmuştur. Sarayın bodrum katını oluşturan tonoz kemerli
Bölümleri kışları ambar olarak kullanılmış. L şeklindeki zemin kat ise asıl saray olarak kullanılmıştır. Büyük bir salon ve etrafına dağılmış odalardan oluşmuştur.

   KÜÇÜK VE BÜYÜK HAMAM

KÜÇÜK HAMAM



Selçuklu mimari tarzda yapılan hamam dört eyvan ve dört halvet odasından oluşmuş, odaların kapı girişleri sivri kemerli olarak yapılmıştır. Ayrıca eyvanlar beşik tonoz kemerle örtülmüştür.
Hamamın girişinde soyunma odası ve bir ılıklık ve külhan kısmı varmış. Günümüze de ise  sadece temelleri kalmıştır.




BÜYÜK HAMAM ise M.S.11.yüzyıl sonlarında yapılan hamam kare planlı olarak inşa edilmiştir. Yapılan kazılarda hamamın halvet, yıkanma yerleri, ve cehennemlik kısımları ortaya çıkarılmıştır.

İPEK YOLU KÖPRÜSÜ



M.S.9. yüzyılda iki katlı olarak inşa edilen köprü Türkiye-Ermenistan sınırını ayıran Arapçay nehrinin üzerinde kurulmuş olup, tarihi ipek yolunun Anadolu’ya ilk giriş alanıdır.



İki katlı olan köprünün zemin katı kervanların geçişi için, üst katı ise yaya ve askerlerin geçişi için kullanılmıştır. 



Günümüze sadece köprünün ayakları kalmıştır.


  İÇ KALE
M.S.4.yüzyılda Kafkasları geçerek bölgeye gelen Bulgar-Valantur boyunun Karsak oymağı tarafından kurulmuştur. Antik kentin güneybatısında tepe üzerine kurulan iç kale M.S.7. yüzyılda inşa edilen dış cephe surlarının küçük bölümü ile kale burcu, iki tapınak kalıntısı ve bir saray kalıntısı mevcuttur.




   GÜRCÜ KİLİSESİ
Yapını inşa tarihini veren bir kitabe yoktur, 1218 tarihli Gürcüce bir ferman yer almaktadır. Günümüzde sadece bir duvarı kalmıştır.

ATEŞGEDE TAPINAĞI


Ani’nin en eski yapısıdır. 4.yüzyılda inşa edildiği düşünülmüştür. Dair planlı bir mekan içerisine yapılan 4 sütun ve sütun başlıklarına oturtulan yekpare taştan yapılmış bir ateş yakma
Tablasından oluşmaktadır. Bir Zerdüş Tapınağı olduğu düşünülen yapının Hristiyanlığın ilk dönemine ait bir eser, 4.veya 5. Yüzyıla ait açık hava şehitliği olmasıda olasıdır.

BOSTANLAR DERESİ MAĞARALARI



Bostanlar deresi volkanik tüf tabakasından oluşmuştur.  Mağaraların içerisinde bulunan kuş evleri ve hayvan barınakları olarak kullanılmış.
  



      KAYNAKLAR

 Kars hakkında birçok kaynak okudum ve okurken çok keyif aldım. Hiç bilmediğim ve tahmin edemediğim bir tarih içine girdim ve merakım arttı kendimce güzel bir bilgilendirme oldu.
kaynaklarımı sizinle paylaşmak istedim.
 Başta fanatik bir Kars'lı olduğunu düşündüğüm öğretmen arkadaşımız Handan Keskin ÇOK 

TEŞEKKÜR ederiz. Kars hakkında veriği tarihi bilgiler, gezilecek yerler, alışveriş yapılması gereken 

yerlere hatta hatta  çözümsüz kaldığımız yerde aranacak akraba telefonu dahil ne diyelim
gerçekten  gezimize ayrı bir  güç verdi. TEŞEKKÜRLER

Yazar CANDAN BADEM---Çarlık yönetiminde Kars, Ardahan, Artvin 1878-1918
kitabından çok şey öğrendim ve kullandım.Merak edene tavsiye ederim , 40 yıllık dönemde yaşananları veolaylara karışanları neredeyse isim isim yazmış.TEŞEKKÜRLER

T.C  Kars Valiliği 
İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü 'den aldığımız kitapçıklarından gerek tarih gerek ise gezilecek yerler konusunda  çok yararlandım. Arıca Kars Valiliği resmi sitesinden, Beyaz Tarih İnternet sitesi ve 
TarihiNotlar.com siteleri okudum ve kaynak olarak kullandım. TEŞEKKÜRLER


       Kars'ı araştırırken ve gezerken çok keyif aldık tekrar tekrar gitmek dileklerimle
 sizlere de tavsiye ederiz.

                             SİZLERE DE PATİ PATİ GEZİLER DİLERİM :)          



    

Read More